Posted by: alanosman on: Nisan 3, 2009
YERYÜZÜNDE Kİ EN BÜYÜK İBNE TOPLULUĞU KANDİL CİVARINDA YAŞAYAN HAYVANDAN KIRMA (BABALARI EŞŞEK ANALARI ERMENİ) PKK KAVİMİDİR
Posted by: alanosman on: Mart 22, 2009
DOLAYISIYLA DAĞDAKİ TÜM PKKLI TERÖRİSTLER İBNEDİR
Posted by: alanosman on: Mart 12, 2009
DOĞALDIR ALAYI İBNE AMINA KOYAYIM
Posted by: alanosman on: Şubat 11, 2009
MEHMETÇİK DOYURAMAMIŞ MI DA ACABA YARRAK ARIYORLAR İMRALI GÜLÜNE
Posted by: alanosman on: Ocak 19, 2009
BU DAĞDAKİ KALTAKLAR APOŞUN KENDİLERİNE TECAVÜZ ETMESİNDEN ZEVK ALIYORLARMIŞ GELSİN HARBİ ERKEK TATTIRALIM AMINA KODUKLARIMA
Posted by: alanosman on: Aralık 31, 2008
ALLAHIN LAMERLERİ ALAYINIZ OROSPU ÇOCUĞUSUNUZ MADİX SENİ GEÇEN HAFTA ŞIRNAKTA SİKSEMİYDİM ACABA AMA SENİ SONA SAKLADIM ÖLE Bİ SİKECEM Kİ 6 AY SIÇAMAYACAN OROSPU ÇOCUĞU AMEDO SENİNDE TOPAL GÖTÜNE KOYAYIM
Posted by: alanosman on: Aralık 20, 2008
BABANI MI ARIYOSUN EVLADIM ANANA SOR HATIRLAR BENİ DAĞDAN AHKAM KESMEK KOLAY KEL KAFASINA SIÇTIĞIM YİYORSA GELSENE GABARA CUDİYE BAK SENİ NASIL KANDİLE DOMALTIP SİKİYORUM
Posted by: alanosman on: Aralık 20, 2008
EE NE OLDU AMINA KOYAYIM YOK İSVEÇ MODELİ YOK İSPANYA MODELİ KÜRT SORUNUNA ÇÖZÜM ARIYORMUŞSUN BEN SİZİN DONLARINIZI ÇÖZERİM ALAYINIZI SİKERİM GÖTVERENLER ORTADA NE SORUN KALIR NE DE GÖT KAŞINTINIZ SİZİN DERDİNİZ YARRAK AMINA KOYDUĞUMUN PİÇLERİ
Posted by: alanosman on: Aralık 15, 2008
Dün Milliyet’te Rıza Türmen’in yine son derece önemli bir yazısı vardı.
“Avrupa’da parti kapatma yok, sadece bizde var” diyenleri aydınlatmak için olmalı 2002 yılında İspanyol Parlamentosu’nun “demokrasi ve anayasal değerlere aykırı eylemlerin odağı olan siyasal partilerin kapatılmasını” öngören bir yasayı kabul ettiğini ve 2003’te de Herri Batasuna partisinin bu yasaya göre Yüksek Mahkeme tarafından kapatıldığını belirterek başlamıştı. (Yine Her Açıdan’da geçen yıl Süheyl Batum, Ekrem Ali Akartürk gibi uzman Anayasa hukukçularının da anlattığı bir konu…)
Ahmet Türk: İspanya-ETA süreci Türkiye’de yaşanabilir
AİHM’nin Herri Batasuna kararı ve Türkiye
Kapatma gerekçeleri arasında Herri Batasuna’nın “terör örgütü ETA ve onun alt kuruluşlarıyla organik bağı bulunması, terör eylemlerini kınamaktan kaçınması, terörizmi destekleyen afişler asmaları, yaptıkları açıklamalar ve halkı devlete karşı tahrik gibi gerekçeler olduğunu ve AİHM’nin de kapatılmayı doğru bulduğunu” anlatıyor, bu karardan da sonuçlar çıkarıyordu.
Bu sonuçlara yarın değineceğim çünkü iyi anlaşılması “aldatılmamak” açısından çok önemli… Biz parti kapatmanın yarar sağlamadığını deneylerle öğrenmiş bir ülkeyiz ama hukuk, partilerin örneğin DTP’li milletvekillerinin biraz sorumluluk taşımasını da isteyemez mi?
Örneğin; parti kapatmadan sorumluların yargıya hesap vermesi sağlanmalı değil midir?
Posted by: alanosman on: Kasım 27, 2008
Terör örgütü PKK’nın Almanya yapılanmasındaki “tecavüz ve kürtaja zorlama” iddiası yargıya taşındı.
İddiaya göre, Almanya’da yaşayan 23 yaşındaki Ö.A, geçen yıl, terör örgütünün Stuttgart sorumlusu “Ahmet” kod adlı kişinin tecavüzü sonucunda hamile kaldı. Olayın duyulmasını önlemeye çalışan örgüt sorumluları, Ö.A’yı örgütün kontrolünde faaliyet gösteren bir derneğe götürerek, ölümle tehdit edip kürtaj olmasını istediler.
Bunun üzerine Alman polisine başvuran Ö.A, kendisini tehdit ederek kürtaja zorlayan “Çolak” kod adlı Hüseyin Acar’dan şikayetçi oldu. Şikayetin ardından hakkında arama kararı çıkarılan Hüseyin Acar, Detmold’da yakalandı.
Tutuklanan Hüseyin Acar’ın yargılanmasına Düsseldorf Eyalet Yüksek Mahkemesinde başladı. Savcılık, Hüseyin Acar’ı, 2008 yılı Nisan ayına kadar yasaklı terör örgütünün “Almanya sorumlusu” olmak ve “bir kadını öldürmek tehdidiyle çocuğunu aldırmaya zorlamakla” suçladı.
Düsseldorf Eyalet Mahkemesinde görülen son duruşmada ifadesine başvurulan Ö.A, “hamileliğinin dördüncü ayında Stuttgart’taki örgütün derneğine çağrılarak zorla kürtaj olması yönünde Hüseyin Acar ve yanında bulunan kişiler tarafından tehdit edildiğini” anlattı. Ö.A, “Kürtajı kabul etmeyince silahlı 2 PKK’lı tarafından örgütün Avrupa sorumlusu ile görüştürülmek üzere zorla Brüksel’e götürüldüğünü, burada da kürtaja zorlandığını” kaydetti.
Terör örgütü adına faaliyet yürüttüğü dönemlerde örgütün Almanya’daki önemli isimlerinden biri olan Tayfur Örüm ile tanıştığını ve aralarında ilişki yaşandığını anlatan Ö.A, ifadesinde “örgüt içinde bu tür konuların ‘yoz ilişki’ olarak adlandırıldırığını ve yasak olduğunu” söyledi. Tayfur Örüm ile ilişkilerinin ortaya çıkması üzerine, Örüm’ün sorgulanmak üzere Kandil’e götürüldüğünü ve kendisinden bir daha haber alınamadığını kaydeden Ö.A, “Büyük bir olasılıkla öldürdüler. Bu tür olayların ölümle cezalandırıldığını ancak ‘çatışmada öldürüldü’ diye kapatıldığını çok duyduk” şeklinde ifade verdi.
“Bu olaydan bir süre sonra tecavüze uğrayarak hamile kaldığını, bunun üzerine örgütten kaçtığını” anlatan Ö.A, Hüseyin Acar tarafından kürtaja zorlandığını ve kürtaj sonrasında birçok defa intihar teşebbüsünde bulunduğunu söyledi. Ö.A, halen psikolojik yardım aldığını belirterek, Hüseyin Acar’ın cezalandırılmasını istedi.
Duruşma ertelenirken, Hüseyin Acar’ın suçlu bulunması durumunda 5 yıla kadar hapisle cezalandırılabileceği belirtiliyor.
Posted by: alanosman on: Kasım 12, 2008
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ BÖLMEK İÇİN UĞRAŞACAĞIMA PİÇ OLDUĞUM İÇİN TAM BİR OROSPU ÇOCUĞU GİBİ DEVLETİN POLİSİNE JANDARMASINA KAHPELİK EDECEĞİME İBNE APOYA YALAKALIK YAPIP SÖZDE KÜRT DEVLETİNİ KURANA KADAR GEREKİRSE ANAMI TÜRKLERE SİKTİRECEĞİME BACIMI TÜRKLERE MEZE YAPACAĞIMA ,PAZARLARDA ,ALIŞLVERİŞ MERKEZLERİNDE MASUM İNSANLARIN CANINA ALÇAKÇA ,NAMUSSUZCA KAST EDECEĞİME AVRUPA VE ÇEŞİTLİ DÜNYA ÜLKELERİNDE TÜRKLER BİZİ SABUNSUZ SİKİYOR DEYİP İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BAŞVURACAĞIMA İMRALI PİÇİ SERBEST KALIP MANUKYANIN YERİNE GEÇENE KADAR KANDİLDE BİR SÜRÜ OROSPU YETİŞTİRECEĞİME SERMAYE YETMEZSE O OROSPULARIN YERİNE DE ÇALIŞACAĞIMA BU DEVLETİN KUTSAL TOPRAKLARINDA HER NE KADAR NAMERTLİK KAHPELİK ŞEREFSİZLİK VARSA YAPACAĞIMA EKMEĞİNİ YEDİĞİM BU KUTSAL VATANIN İNSANLARINA HUZURSUZLUK VERECEĞİME SİYASİ OLARAK ÖRGÜTLENİP YÜCE MECLİSTE KEVAŞELİK EDECEĞİME OROSPU ÇOCUKLUĞUM ŞEREFSİZLİĞİM VE KAHPELİĞİM ÜZERİNE AND İÇERİM
Posted by: alanosman on: Kasım 6, 2008
apoş puştur pkklıysan geriden vurdur hozan beşirin yeni cd si çıktı alın dağ piçleri
Posted by: alanosman on: Ekim 22, 2008
2003′de 3 arkadaşı ile terör örgütünden kaçan kadın teröristin yazdığı kitabında, Öcalan’ın kendisine ve örgütteki onlarca güzel kadına tecavüz ettiğini anlattığı oraya çıktı.
PKK terör örgütüne 1991′de katılan, 2003 yılında 3 arkadaşı ile birlikte örgütten kaçarak Erbil’de yaşayan kadın terörist A.Ç., kendisi gibi terörist olan erkek arkadaşı M.K. ile önceki gün İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne teslim oldu.
İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan 31 yaşındaki A.Ç.’nin, iki yıl önce yazdığı ‘Özgürlüğe Kaçış’ kitabında, Abdullah Öcalan’ın kendisine tecavüz ettiğini anlattığı oraya çıktı.
PKK’da 8 yıl silahlı eylemlerde bulunduğunu anlatan A.Ç., örgütte insanlık dışı muamele gördüğü için 2003 yılında bir fırsatını bularak 3 arkadaşı ile birlikte kaçtığını ve Erbil’e yerleştiğini söyledi. Erbil’den Türkiye’ye gelmek için 3 yıldır fırsat kolladığını belirten A.Ç. emniyet güçleriyle irtibata geçerek İstanbul’a geldiğini anlattı. Önceki gün erkek arkadaşı M.K. ile İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne teslim olan A.Ç., polisteki sorgusunda pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini söyledi. Sorgusundan sonra adliyeye sevkedilen A.Ç. ile arkadaşı M.K., savcılıkta ifade verdikten sonra serbest kaldı.
A.Ç. ile M.K, Erbil’de evlendiklerini ve bundan sonra hayatlarında yeni bir sayfa açtıklarını söyledi. A.Ç. Türkiye’yi ve ailesini çok özlediğini ifade ettiği öğrenildi.
APO TECAVÜZ ETMİŞ
Bu arada A.Ç.’nin iki yıl önce Erbil’de yayımladığı ‘Özgürlüğe Kaçış’ kitabında teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın tecavüzünü anlattığı ortaya çıktı.
Öcalan’ın kadınlara bakışını tüm detaylarıyla anlattığını söyleyen A.Ç.’nin kitabında, Apo’nun kendisine ve örgütteki onlarca güzel kadına tecavüz ettiğini yazması dikkati çekti. 12 yıl boyunca yaşadığı olayları kitaplaştıran A.Ç. örgütün gerçek yüzünü de gözler önüne serdiğini anlattı.
KADIN TERÖRİSTİN İTİRAFLARI
PKK’dan kaçıp yaşadıklarını kitaplaştıran A.Ç., aftan yararlanacak
5 yıl önce PKK’dan kaçarak Erbil’de bir eve sığınan kadın terörist A.Ç. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne giderek teslim oldu. A.Ç., PKK’dan ayrıldıktan sonra “Özgürlüğe Kaçış” adlı bir kitap kaleme almış, örgütün kadınlara bakışını ve gerçek yüzünü gözler önüne sermişti
PKK’da 1991-2003 yılları arasında silahlı mücadeleye katılan A.Ç. erkek arkadaşı M.K.İle İstanbul Polisi’ne teslim oldu. A.Ç., 2 yıl önce yazdığı “Özgürlüğe Kaçış” kitabında Abdullah Öcalan’ın kendisine ve daha bir çok kadına tecavüz ettiğini ifade etmişti. 2006 yılında Hürriyet Gazetesi’ne Dilaram rumuzuyla verdiği röportaj ve pozlarla gündeme gelen A.Ç., İstanbul polisindeki ifadesinde Türkiye’yi, ailesini çok özlediğini, hayatında yeni bir sayfa açtığını belirtirken örgütün bitme noktasında olduğunu ve kaçmak isteyen birçok kişinin fırsat kolladığını söyledi. Erkek arkadaşı M.K. ile evlenip hayatlarında yeni bir sayfa açtıklarını söyleyen 31 yaşındaki itirafçı kadın terörist, pişmanlık yasası gereği nöbetçi mahkemece serbest bırakıldı. İşte A.Ç.’nin ağzından PKK’nın gerçek yüzü:
Dağdaki Mahkumlar’a 13’ümde katıldım
* Neden dağa çıktınız?
- 1991 baharıydı. 13 yaşında, kıpır kıpırdım. Bir gün ablamla dağa pancar toplamaya gittik. PKK’lıları ilk o zaman gördüm. Kadınlar da vardı. Önce korktum. Çünkü köylüler onlar için dağdaki mahkumlar, diyorlardı. O an, kaderimin değişeceği yer burası, dedim. Mutlaka onlarla olmalıydım. Tarihini okumuştum ama Kürdistan neresi, bilmiyordum. Babam, yaşadığımız köy, derdi. PKK’lılar “Kürdistan için savaşıyoruz. Siz niçin bize katılmıyorsunuz” dediler. Akşam düşündüm. Anneme, dağdaki mahkumlara katılacağımı söyledim. Sonra köye gelip bayrak açtılar. Muhtarın evinde toplandılar. O gün kararımı verdim. Nöbetçi PKK’lıya ben de geliyorum, dedim. Yaşın küçük, dedi. Amcamın oğlu Welad’la katıldık. Welad sonra mayına bastı, öldü.
Babam örgüte ayda 50 milyon verirdi
* İlk gün neler oldu?
- Evden gizlice kaçmıştım. Altınlarımı, en güzel, rengarenk elbiselerimi, çoraplarımı yanıma almıştım. Bir de babamın en güzel kalemlerini, misafir odasının duvarındaki heybeyi ve kardeşimin mekabını çalmıştım. Heybeye yiyecek doldurmuştum. Yüküm ağırdı. Benimle alay ediyorlardı. Sarı pembeli giysilerim kilometrelerce öteden seçiliyordu. Kamuflaj nedir bilmiyordum ki. Alacakaranlıktan sabahın 5’ine kadar yürüdük. İkinci gün elime Kalaşnikof verdiler. 15 gün sonra babam haber yollamış, kızımı vermezseniz sizi buralarda barındırmam, diye. Babam zengin ve sözü geçen bir adamdı. PKK her ay babamdan 50 milyon alıyordu. Beni amcama teslim ettiler.
Öcalan’ı peygamber diye hayal ettik
* Ama tekrar gitmişsiniz?
- Beyni yıkanmış gibiydim. Babam heder olacaksın dağlarda, dedi. 15 gün sonra halamın, amcalarımın oğullarını topladım, altı akrabamı yanıma alıp tekrar dağa gittim. Sonraları ölen bir doktor vardı, Kendal. Başkanın Abdullah Öcalan olduğunu söyledi. Anlattı şöyle böyle, peygamber diye. Kafamda hayal ettim Öcalan’ı. Elini uzatsa güneşi tutabiliyordu. Ayağa kalktığında dağlar, ayaklarının dibinde olacaktı. İlk aylarımda kafamda Apo’yu uçan mitolojik bir karakter olarak çizdim. Mantıklı düşünecek yaşta değildim. Köyden çıkmış, ilkokul mezunu bir kızdım. Ancak böyle hayal edebildim. 13 yıl boyunca hep önderlik gerçeğini yani Apo’nun çocukluğunu, babasına isyanını, hayatını öğrettiler.
Apo’yu Bekaa’da gördüm, göbekliydi
* Öcalan’la karşılaştınız mı?
- Onlara katıldığım yılın sonbaharında Bekaa Vadisi’ne eğitime gittim. Apo akademide kalmıyordu. Evi Barliya’daydı. Merakla mitolojik kahramanı görmeyi bekledim. Apo’yu ne kadar tanrılaştırırsam, örgüte o kadar bağlanmış olacaktım. Beni tembihlediler. Ne kadar hakaret ederse etsin, doğrudur başkanım, diyeceksin dediler. Bekliyordum, hayatımdaki en önemli insanı görecektim. Apo’yu görenler bayılırmış. Ben de bayılmaktan korkuyordum. Derken 50 kişilik M16’lı koruma ordusuyla geldi. Aramızda neden korunduğunu anlayamadım. Açık havada, Bekaa’da tek sıra halinde diziliydik. Afganistan komünistleri, Ermeniler, Avrupa’dan gelenler de vardı. Apo’yu görünce çok şaşırdım. Hiç hayalimdeki lider tipine benzemiyordu. İriyarılığı idare ederdi ama göbekliydi.
* Konuştu mu sizinle?
- Bana ilk söylediği, “Senin baban bir alçak, senin baban bir düşman ajanı, senin baban bir reformist, senin evin bir düşman karakolu. Senin kafandaki düşman karakolunu yıkacağız” oldu. Öyle bir sevindim ki. Kocaman başkan beni, ailemi tanıyor, dedim. Eğitim bitti, Apo evine gitti. Küfürleri iltifat gibiydi. Şimdi babam ve ailem benim için kutsal ama o zaman emir verseydi git, babanın kafasına kurşun sık, diye, gözümü kırpmadan babamı, annemi yere sererdim. Şimdi silahım olsa kime yönelteceğimi bilirim ama bir daha elime silah almam. Geriye baktığımda o hayatı yaşamadım sanki. O Dilaram ben değildim.Kaçanlar tecrite uğruyor kimse konuşmuyor
* Kaç insan öldürdünüz?
- Bilmiyorum.
* Örgüt içinde yargılandınız mı?
- Üç kez. Yönetimle zıtlaştım. Üç gün sosyal tecrite alındım. Kimse benimle konuşmuyordu. Birinde çok zorlanmıştım. 1995’ti. Yukarıdan gelen, ayrıcalıklı ve çatışmaya hiç katılmayanlar bize iş buyurup duruyorlardı. Şunu getir, bunu taşı, diye. Hayat çekilmez hale gelmişti. Saldırıya yazmışlardı beni Zagroslar’daki. Mektup yazdım. Gideceğim, kafama kurşun sıkıp öleceğim, dedim. Mektubu verdiğim arkadaşım sonucu göze alamayıp yönetime vermiş. Telsizle çağrıldık, geri dönün diye. Hemen anladım olanları. Tabur komutanı bana hakaret etmeye başladı. 15 gün tutuklu kaldım. Kimse konuşmuyordu benimle, yemeği ayrı yiyordum. Ne mektup, ne haber. Ne anne, ne baba… Kaçmayıp ne yapacaktım. Ama nereye gidecektim?
Ecevit’in çağrısını duyup İran’a kaçtım
* Ne zaman, nasıl kaçtınız?
- 1996’dan itibaren savaşa gitmedim. Şemdinli’deki yaralanmadan sonra bir yıl yatalak kaldım. PKK doktorları altı kez ameliyat etti. Kandil’de radyoda çalıştım. 1999 Ocak’ında Ecevit’in konuşmasını duydum. Bu sırada eğitim veriyordum. Radyonun sesini açtım. İşin ciddiyetini anladık. “Bu iş bitti” dedik. Sonra rehavet başladı. Örgüt içi sistem, kadına yaklaşım, infazlar tartışılmaya başladı. Bazılarına itibarları, mertebeleri iade edilmeye başladı. Bir yerlere kaçsam, kurtulacağımı düşünmeye başladım. İki kadın, şimdiki eşim dahil iki erkek; dört kişi kaçmaya karar verdik. 21 Nisan 2001 gecesinde İran tarafına kaçtık. Arkamızdan atlarla geldiler ama yakalayamadılar.
Kitabı örgütte tecavüze uğrayanlar için yazdım
Kaçarken mayınlı topraklardan geçtim. Yıllarca aynı mevziyi, yemek kabını paylaştığım yoldaşlarım tarafından vurulmayı göze aldım. Yaşadıklarımı, acılarımı bir kenara bırakıp kendi sade hayatımı yaşayacaktım. Ama vicdanım adına, delirdikten sonra infaz edilen yoldaşlarımın gözlerindeki son çaresiz bakışın borcunu ödemek, Apo ve komuta kademesindeki erkeklerin tecavüzüne uğrayan kadınlar için yazmaya başladım. 1992’de en yakın arkadaşlarım, PKK’nın insanlık dışı gaddar sistemine karşı çıktıkları için, aynı gün mahkeme edilip ertesi gün hepimizin gözleri önünde kurşuna dizildiler. İki avuç toprakla cesetlerinin üstü örtüldü. Sabah gittiğimizde tilkiler, kurtlar tarafından parçalanıp yendiklerini gördüm. Öldürülen her arkadaşımla birlikte benim ruhum ölüyordu. Ben o dağların ardında yaşananları yazıyorum. 40 bin kişi öldürüldü diyorlar. Bir bakın, eski kadrolardan kimse yok. İç infazlar tahmin edilemeyecek kadar kabarık.
Habur’u aşşam toprağı öpeceğim
Köye dönmek istiyorum. Annemi, kız kardeşlerimi 15 yıldır görmedim. Babamı almak için geçen yıl sınıra gittim. Ülkeme uzanan uzun yolları solumak için ağladım. Yıllar sonra ilk kez Türkiye’ye giden yolları gördüm. İçimde bir ses, git, ucunda ölüm olsa bile git, ülkende yaşa, dedi. Ben Türk düşmanı değildim, ülkeyi bölmek gibi bir hayalim yoktu. Durumum netleşecekse, hapse girmeyeceksem gelirim. Af çıkarılırsa İbrahim Halil’i (Habur) aştığımda toprağı öpeceğim. Türkiye’de işlenmiş bir suçum yok. Türkiye’ye hiç inmedim, orada kimseyi öldürmedim.
Tecavüze uğrayan kız delirdi
Evin, çok güzel, fakir bir köylü kızıydı. Masmaviydi gözleri. Gece yarısı nöbette PKK’lı bir komutan tecavüz etti. Akli dengesini kaybetti. Çok tedavi gördü, elektrik şoku verildi. Gece yarısı oldu mu kızcağız çıldırıp kayalara tırmanıyordu. Herkes biliyordu. Tecavüzcü, Irak Kürdü’ydü. En sonunda Evin kaçtı ama kaçarken de mayına bastı. İki bacağını kaybetti. Köylüler bulup ailesine teslim ettiler. Evin, örgüt içindeki kadının trajik öyküsüdür.
5 yılda 5 bin kişi ayrıldı
Türkİye’de af çıkarsa PKK çözülür. Çok insan yararlanır bu aftan. Herkes evine dönmek, yeni bir hayat kurmak istiyor. Af çıksa PKK’nın içyüzü ortaya çıkar. Toplum rahat nefes alır. İtirafçılık olursa insanlar zarar görürler, kimse kimseye güvenmez. Af çıkarsa kimi köyünde çiftçilik yapar, kimi ailesine döner. Son beş yılda 5 bin kişinin PKK’dan koptuğunu biliyorum. Kimi kayboldu, kimi kaybettirildi, kimi bulaşıkçı, kimi inşaatçı, kimi tuvaletçi… ODTÜ mezunu ama burada inşaatta çalışıyor. Bunları kazanmak, Türkiye’ye kazandırır.
Örgüt içi çok karışık
ÖCALAN’A tapmıştım. İnsanlar yaşadıkça akıllanıyor. Onun (Öcalan) kurduğu sistemde birbirimize o kadar düşmandık ki başka düşmana ihtiyacımız yoktu. Birbirimizi yok etmek için psikolojik savaş, hakaretin haddi hesabı yok. Kadınlar arasında yapılmadık hakaret, dedikodu, ayakoyunu, kariyer uğruna insanları kullanma kalmamıştı. Bana iyi davranmazsan, karşında ateş topu olurum.
Posted by: alanosman on: Eylül 19, 2008
Posted by: alanosman on: Eylül 16, 2008